HOŞ GELDİNİZ!!!!!!!!!!!!!!!

25/7/2007

1980’LERDEN GÜNÜMÜZE DÜNYADA DİN AHLAKININ YÜKSELİŞİ

1980'lerden günümüze dünyada düşünce alanında neler

değişti? Bu değişikliklerde hangi faktörler  rol oynadı?

Dinsizliği telkin eden tüm ideolojiler, son 30 yıl içinde fikren ve ilmen nasıl mağlup oldular?

Dinsizliğin teorisyenlerini, bugün içinde bulundukları çaresizliğe ve   ümitsizliğe sürükleyen ne oldu?

İslam ahlakının özlemle beklenen yeryüzü hakimiyetinin müjdesi ve bu soruların cevabı niteliğindeki bazı gelişmeleri bu ayki kapak yazımızda biraraya getirdik.

Son 30 yıl içinde Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada düşünce alanında çok önemli değişiklikler oldu. 19. yüzyılın insanlığa büyük belalar getiren din karşıtı çarpık ideolojileri ve bunların çürük temelleri birer birer yıkılırken, dört kıtada milyonlarca insan büyük bir hızla din ahlakına yönelmeye başladı. Peki bu önemli değişikliğin meydana gelmesine vesile olan faktörler nelerdi?

İnsanlık tarihinde önemli dönüm noktaları vardır. Şu anda bu dönüm noktalarından birinde yer alıyoruz. Kimileri henüz bunun idrakinde olmasa da, dikkatli bir gözle bakıldığında son 30 yıldır dünya genelinde çok büyük bir değişim yaşanıyor: 19. yüzyıldan bu yana toplumsal, siyasal ve bilimsel alanda etkin olan ve dinsizliği telkin eden tüm ideolojiler, tüm çırpınışlara rağmen büyük bir hızla çöküyor.

Ateizmin çöküşü din ahlakının yayılışını müjdeliyor

Din ahlakının dünya genelindeki yükselişine temel hazırlayan en önemli faktörlerden biri hiç şüphe yok ki, ateizmin çökmesidir. İnsanlık tarihini inceleyen, özellikle de fikri ve sosyal boyutta inceleyen hemen herkes, 19. yüzyılın gelecek dönemlerde yaşanacak manevi çöküşün ilk adımlarının atıldığı bir devir olduğunu kabul edecektir. Bu devrin en önemli özelliği, ateizmin yani Allah'ı inkar düşüncesinin (Allah’ı tenzih ederiz.) güç kazanmasıydı. Ateizm, elbette eski çağlardan beri var olmuştu. Ancak bu fikrin asıl yükselişi, 18. yüzyıl Avrupası'ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin savunduğu sapkın felsefelerin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. Diderot, Baron d'Holbach gibi materyalistlerle başlayan bu fikirler, 19. yüzyılda daha da yaygınlaştı. Feuerbach, Marx, Engels, Nietzsche, Durkheim, Freud gibi düşünürler, ateist düşünceyi farklı bilim ve felsefe alanlarına uyguladılar.

Ateizme en büyük desteği sağlayan kişi ise, yaratılışı reddeden ve buna karşı evrim teorisini öne süren Charles Darwin oldu. Darwinizm, ateistlerin asırlardır cevap veremedikleri "Canlılar ve insan nasıl var oldu?" sorusuna,  bilimsellikten ve mantıktan son derece uzak, ilkel bir açıklama getirmeye çalıştı. Bu; tüm canlı varlıkların tesadüfler sonucunda canlandığı ve sonra da ondan milyonlarca farklı canlı türünün türediği iddiası idi. Bu düşünceye de materyalist kesimden taraftarlar buldu.

19. yüzyılın sonlarında, ateistler, kendilerince her şeyi açıkladığını sandıkları bir "dünya görüşü" oluşturmuşlardı: Tarih ve sosyolojinin Marx ve Durkheim, psikolojinin ise Freud tarafından ateist temellerde açıklandığını zannediyorlardı. Oysa bu görüşlerin her biri, 20. yüzyıldaki bilimsel, siyasi ve toplumsal gelişmelerle yıkıldı. Astronomiden biyolojiye, psikolojiden toplumsal ahlaka kadar pek çok farklı alandaki bulgu, tespit ve sonuçlar, ateizmin tüm varsayımlarını temelinden çökertti.

Amerikalı yazar Patrick Glynn, 1997'de yayınlanan God: The Evidence, The Reconciliation of Faith and Reason in a Postsecular World (Allah'ın Delilleri, Sekülerizm Sonrası Dünyada Akıl ve İnancın Uzlaşması) isimli kitabında, bu konuda şu yorumu yapar:

“Geçen iki onyılın araştırmaları, daha önceki neslin seküler (din karşıtı) ve ateist düşünürlerinin Allah hakkındaki tüm varsayımlarını ve öngörülerini tersine çevirmiştir. (Söz konusu) düşünürler, bilimin evrenin daha da mekanik ve rastlantısal olduğunu ortaya çıkaracağını sanmışlar; ancak bilim, evrende olağanüstü bir “yaratılış” ve hiç beklenmedik hassas düzenin boyutlarını keşfetmiştir.”

Darwinizm artık  tükenmiş, Darwinistler ve materyalistler, kamuoyu önünde küçük düşmüşlerdir. Artık bu anlamsız gurur ve inattan vazgeçmeli,                150 yıllık bu büyünün etkisinden artık kurtulmalıdırlar. Canlı ve cansız her şeyi      Yüce Allah yaratmıştır.

Din karşıtı ideolojilerin ortak yönü ve komünizmin çöküşü

Komünizm, faşizm, masonizm, materyalizm gibi diğer din karışıtı tüm ideolojilerin ortak yönü İlahi dinlere ve onların getirdiği ahlaki değerlere karşı olmalarıdır. Bu karşıtlığın temel dayanak noktası ise Darwin'in evrim teorisidir. Bu teori, Marx'ın ifadesiyle komünizmin "doğa bilimleri açısından temeli"dir. Bu doğrultuda;

* Engels diyalektik materyalist öğreti açısından Darwin'i Marx'la eşdeğer görmüştür.

* Lenin ve Trotsky Darwin'den etkilenmişler, Stalin genç bir din adamı iken Darwin'i okuduğu için ateist olmuştur.

* Mao'nun ve Çin komünizminin entelektüel temelleri tamamen Darwinizm'de gizlidir.

* 1968'de dünyayı sarsan Marksist öğrenci hareketinin lideri Herbert Marcuse de yine Darwinizm'den ve özellikle Darwin'in "uygun olanların hayatta kalması" fikrinden etkilenmiş bir ideologtur. 1

Darwinizm'i kendisine rehber eden sosyalistler sıralandığında ise; Karl Kautsky ve Eduard Bernstein gibi revizyonist Marksistler ve İngiliz solunun kaynağı sayılan ünlü "Fabian Society"nin kurucuları gibi geniş bir yelpaze çıkmaktadır. 2

Tüm bu din karşıtı ideolojilerin öncüleri, dini inançları ve değerleri kendileri için engel olarak görmüşler ve Darwinizm'i bu inanç ve değerleri ortadan kaldırmak için bir silah olarak kullanmışlardır.

Komünizm ideolojisi, bunun önemli örneklerinden biridir. Komünizm 19. yüzyıldaki ateist sapmanın en önemli siyasi sonucu sayılabilir. İdeolojinin kurucuları olan Marx, Engels, Lenin, Troçki veya Mao, ateizmi en temel prensip olarak benimsemiş, toplumlara büyük baskı uygulamış ve hatta toplu kıyımlar gerçekleştirmişlerdir. Ama bu kanlı sistem, 1980'lerin sonunda ani bir çöküş içine girmiştir. Bu çöküşün temellerini incelediğimizde ise, aslında çökenin ateizm olduğunu görürüz.

1980’lerde dünyanın içinde bulunduğu duruma kısa bir bakış

*1970'lerin sonunda dünya genelinde pek çok ülke çeşitli illegal Marksist-komünist organizasyonların etkisi altındaydı. Bu durum, etkisini genişletmek suretiyle 1980'lerde de devam etti.

* Komünizm, pek çok ülkede gerilla mücadelelerine, kanlı terör eylemlerine ve iç savaşlara neden oldu. Bu yıllarda milyonlarca insan, komünist gerilla gruplarının, terör örgütlerinin kurşunlarına hedef oldu veya hedef olma korkusu altında yaşadı.

* Toplumlara Allah'ın varlığını inkar eden, Allah'ın bildirdiği din ahlakından uzaklaşarak her türlü manevi ve ahlaki değeri hiçe sayan acımasız bir yaşam sunuldu.

* Komünist rejimler ateizmin topluma benimsetilmesini ve dini inançların yok edilmesini öncelikli bir hedef olarak belirlemişlerdir. Stalin Rusyası başta olmak üzere, Kızıl Çin, Kamboçya, Arnavutluk ve bazı Doğu Bloku Ülkeleri’nde başta Müslümanlar olmak üzere dindarlara karşı büyük baskılar uygulandı, hatta toplu kıyımlar gerçekleştirildi.

* Filistin'de, Çeçenistan'da, Keşmir'de ya da Doğu Türkistan'da her gün birkaç kişinin ölmesi, "sıradan bir haber" haline geldi.

1980'lerde Türkiye'de ortam nasıldı?

1960'lı ve 70'li yıllarda Türkiye'de komünist bir devrim yapma hayaliyle devlete karşı silaha sarılan örgütler, ülkeyi karanlık bir terör ortamına sürüklediler. Komünist terör, 1980 sonrasında ise, bölücülük akımıyla birleşti ve onbinlerce vatandaşımızın ölümüne, polis ve askerimizin şehit olmasına neden oldu.

Terörün hüküm sürdüğü, ateist ve materyalist akımların geniş çapta bir hakimiyet oluşturduğu 1980'li yıllarda dindar insanlar da, inançlarından dolayı taciz ediliyorlardı. O yıllarda Türkiye’de pek çok genç insan, ideolojik gerilimler yüzünden acımasızca katledilmekteydi. Üniversitelerde özellikle akademisyenler ve öğrenciler arasında saldırgan ateist ve materyalist akımlar hakimdi. Hatta, öğretim üyelerinin bir kısmı, derslerinde konuyla bağlantısız olmasına rağmen hemen her fırsatta materyalist felsefe ve Darwinizm’in propagandasını yapıyorlardı.

Dini ve ahlaki değerlerin neredeyse bütünüyle reddedildiği, materyalist görüşün kontrolündeki bu yıllarda, Marksist-komünist fikirlerin etkisi altında kalan  kimseler dini konularda adeta tartışmaya can atıyorlardı. Onları bu konuda hevesli hale getiren en önemli faktör ise karşılarında,  dinsiz akımlara karşı sürdürülmesi gereken fikri mücadele konusunda yeterli bir donanıma sahip olmayan insanların bulunmasıydı.

Ancak, inkara dayalı olan batıl felsefe ve ideolojilerde yer alan çıkmazlar, çelişkiler ve yalanlar konusunda insanlar bilinçlenmeye başladıkça bu durum tam  tersine dönmeye başladı. Peki bu bilinçlenme nasıl gerçekleşti?

Son 30 yıl içinde  hangi gelişmeler oldu?

Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada son 30 yıldır Darwinizm'e karşı çok kapsamlı bir ilmi mücadele devam etmektedir. Bu mücadele insanların imana yönelmelerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmalarına ve Darwinizm'in büyüsünden kurtulmalarına vesile olmuştur. Özellikle Türkiye'de bu mücadele çok güzel sonuçlar doğurmuş, Türk gençliği, milli ve manevi değerlerine sahip çıkarak, ateist ve bölücü ideolojilere yönelmekten kurtulmuştur.

Evrim teorisinin aldatmacaları konusunda bilinçlenen insanlarımız, etrafımızı saran yaratılış delilleri hakkında da bilgi sahibi olmuşlardır. Bu ilmi mücadele, dünya çapında da etkisini göstermektedir. Son yılarda dünya toplumlarının yaşadığı din ahlakına yöneliş bugün artık açıkça görülen bir gerçektir. Yapılan araştırmalar, düzenlenen kamuoyu yoklamaları dini değerlerin insanların hayatında çok önemli bir yer tuttuğunu, eskiye kıyasla çok daha fazla insanın dini değerlere önem vermeye başladığını ve maneviyata yöneldiğini göstermektedir.

Darwinizm’in Taraftarları

150 yıldır dünyayı bu şekilde kana bulayan komünist ideoloji, her zaman için Darwinizm'le içiçe oldu. Bugün de Darwinizmin en ateşli savunucuları komünistler ve ateistlerdir. Hemen her ülkede, evrim teorisini ısrarla savunan çevrelere bakıldığında, Marksistlerin hep en ön safta oldukları görülür. David Jorafsky, Sovyet Marksizmi ve Doğa Bilimi isimli kitabında bu ilişkiyi şöyle açıklar:

"Bilimsel yetersizliğine rağmen evrimin ileri sürdüğü bilimsel karakter her türlü Allah karşıtı sistemi ve uygulamaları haklı çıkarmak için kullanıldı. Şimdiye kadar bunlardan en başarılısı komünizm gibi gözüküyor ve bütün dünyadaki taraftarları komünizmin evrim bilimini temel aldığını söylenerek kandırılmışlardır." (David Jorafsky, Soviet Marxism and Natural Science, (1961), s.4)

Buna vesile olan bilimsel gelişmelerin, hep aynı dönemde, yani 1970'lerin ikinci yarısından itibaren başlamış olması ise oldukça ilginç bir durumdur. "İnsani İlke" kavramı ilk kez 70'lerin ortasında ileri sürülmüştür. Darwinizm'e yönelik bilimsel eleştirilerin bilim dünyası içinde yüksek sesle dile getirilmesi, 70'lerin sonlarında başlamış bir süreçtir. Freud'un ateist dogmasına karşı psikoloji dünyasındaki eleştirilerdeki dönüm noktası ise, M. Scott Peck'in 1978'de yayınlanan The Road Less Traveled adlı kitabıdır. Glynn, bu nedenle 1997 basımı kitabında "son iki on yıl içinde, çok uzun zamandır egemen olan din dışı dünya görüşünün temellerini sarsan yeni kanıtlar"dan söz etmektedir. 3

Kuşkusuz ateist dünya görüşünün sarsılması, yerine başka bir "yapı"nın egemen olması anlamına gelmektedir ki bu da, din ahlakıdır. Dünya, 1970'lerin sonlarından (veya bir başka ifadeyle Hicri 14. asrın başlarından) itibaren "maneviyatın yükselişi"ne sahne olmaktadır. Diğer sosyal süreçler gibi bu da bir günde değil, uzun bir zaman dilimi içinde gerçekleştiği için çoğu kimse bunu fark edemiyor olabilir. Oysa gelişmeleri biraz daha dikkatli değerlendirenler, dünyanın fikri alanda büyük bir dönüm noktasında olduğunu görmektedirler.

İslamiyet’e Yoğun İlgi

Uzun bir süredir dünya çapında yaşanan dini ve manevi değerlere dönüş süreci açıkça gözlemlenebilmektedir. Bazen bir gazete kupüründe, bazen bir televizyon haberinde duymaya başladığımız bu yönelişle ilgili gelişmeler art arda sıralandığında, yaşananların ne kadar olağanüstü olduğu görülecektir. Çoğu zaman sadece gündem maddelerinden herhangi biri gibi sunulan bu gelişmeler, aslında İslam ahlakının dünyaya çok hızlı bir şekilde yayılmaya başladığının çok önemli işaretleridir. Tüm dünyada olduğu gibi Avrupa'da da İslamiyet hızlı bir yükseliş içerisindedir ve bu yükseliş özellikle birkaç yıldır daha çok dikkat çekmektedir. Son yıllarda 'Avrupa'da İslam'ın yükselişi', 'Müslümanların Avrupa'daki konumu' gibi ana başlıklar altında toplanabilecek pek çok tez, araştırma ve makale yayınlanmıştır. Akademisyenler tarafından hazırlanan bu yayınların yanı sıra medya da, İslam ve Müslümanlar konusunu oldukça sık ele almıştır. Bu ilginin temelinde hiç şüphesiz Müslümanların sayısının gittikçe artıyor olması yer almaktadır.

Günümüz dünyasındaki durum

Günümüzde komünizm, faşizm, materyalizm ve bunları doğuran Darwinizm, çoktan çöktüğü halde, cahil, yeni bilgilere kapalı, eğitimsiz, kitaptan, bilgiden korkan bir kısım insanlar, birbirlerini teselli etmeye çalışarak batıl, ölü fikirlerini inatla ayakta tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak artık evrim teorisinin savunucuları, onu ancak ideolojik olarak benimseyen ve sayıları giderek azalan felsefi materyalistlerle sınırlı kalmıştır.

* Ülkemiz başta olmak üzere tüm dünya genelinde kamuoyu evrim teorisiyle ilgili gerçekleri öğrenmekte, tarihin en büyük bilim sahtekarlığı olarak ortaya çıkan bu yanılgıdan yüz çevirmektedir.

* Tüm dünyada evrimciler, Darwinizm'in bir oyun olduğunu dehşet ve hayretle anlamışlar, 140 yıldır aldatılmış olmanın şokunu yaşamaya başlamışlar ve can havliyle, zavallıca, ümitsiz bir çırpınış içine girmişlerdir. Evrimciler 1980'li yıllarda son derece kendilerinden eminken şimdi gariban ve ezik bir konuma gelmişlerdir.

* Evrim teorisinin ülkemizdeki bir avuç savunucusundan olan Prof. Erksin Güleç ile yapılan ve Hürriyet gazetesinin 14 Ocak 2007 tarihli Pazar ilavesinde yayınlanan bir röportajdaki ifadeler, Yaratılış gerçeği karşısında yenilgiye uğrayan evrimcilerin hüsran ve yıkım psikolojisinin açık izlerini taşımaktadır. Prof. Güleç, kendisine sorulan "Bir ankete göre Türkiye’deki biyoloji ve fen öğretmenlerinin yarısından fazlası evrim kuramını ya tam olarak ya da hiç benimsemiyor. Bu sizce tedirgin edici mi?" sorusuna "Sinir bozucu!" şeklinde cevap vermekte, evrimcilerin ülkemizdeki yenilgisinin kendisi üzerinde nasıl bir etki meydana getirdiğini itiraf etmektedir.

Newsweek araştırdı: ABD'lilerin yüzde 91'i Allah'a inanıyor

Haftalık haber dergisi Newsweek'in 31 Mart 2007 tarihli sayısında derginin yaptığı inanç anketinin sonuçlarına yer verildi. Bu son kamuoyu araştırması, Amerikalı yetişkinlerin yüzde 91'inin Allah'a inandığını ve yaklaşık yarıya yakının da evrimi reddettiğini gösterdi. Newsweek'in 2004 yılında yaptırdığı araştırmada, Allah'a inananların oranı yüzde 84 çıkmıştı.

Ülke genelinde 18 yaş üstü 1004 kişi üzerinde yapılan ankete göre;

* Amerika'da Allah'a inananların ve kendilerini inançlı olarak tanımlayanların oranı artıyor.
* Yetişkinlerin 10'da 9'u ( yüzde 91) Allah'a inanıyor.
* Hemen hemen yüzde 87'si dini bir inanç sahibi.
* Derginin anketine katılanların yüzde 62'si, ateist politikacılara oy vermeyeceğini açıkladı.
* Ankete cevap verenlerin yüzde 82'si Hıristiyan olduğunu belirtti. Ankete cevap veren Hıristiyanların yaklaşık yarıya yakını ise (yüzde 48) evrimi reddettiğini söyledi.
* Kolej mezunlarından yüzde 34'ü İncil'deki yaradılışa inandığını açıkladı.
(http://www.msnbc.msn.com/id/17875540/site/newsweek/)

* Türkiye'deki az sayıda evrim savunucularından bir diğeri olan Prof. Ali Demirsoy da, Geo dergisinin Nisan 2007 sayısında kendisiyle yapılan bir röportaj da evrimcilerin son yıllarda yaşadıkları büyük yenilgiyi şu sözleriyle dile getirmektedir:

“Bırakın öğrencileri, evrim dersi veren hocaların dahi düşüncelerini değiştiremedim. Hatta bu konuda çok sayıda kitap yazmış bir hoca bir gün bana “Ali, sen gerçekten bu evrime inanıyor musun?” dedi.

... ( Demirsoy kendi kitabı Kalıtım ve Evrim’den bahsedip şöyle devam ediyor) Yaratılış kuramı Tanrısal kelam olarak toplumu etkisi altına almış vaziyette. Nitekim üniversitelerde yapılan bir araştırmaya göre; öğrencilerin %70’i evrime inanmıyor, yüzde 20’si yetersiz buluyor; ancak %5’i inanıyor. Türk toplumunun evrime bakışı diye bir bakış zaten söz konusu değil. Yüzde bir-iki adamın evrim kuramını sindirmesi veya biraz anlaması, toplumun da anladığı anlamına gelmez. Türk toplumu evrim kuramına yabancıdır.”

*Gerçekten de bugün Türkiye, dünyanın Darwinizm karşıtı bir numaralı ülkesidir. Türk halkı Darwinizm'in aldatmacalarına karşı bilinçlenmiştir ve yapılan araştırmalar da bu gerçeği açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu gerçeğin Batıda yayınlanan en ciddi dergi ve gazetelerde yer alması ise yerli evrimcileri adeta çileden çıkarmış, materyalist çevrelerde büyük bir panik havasının hakim olmasına neden olmuştur.

* Yaratılış Gerçeği’yle ilk kez bu kadar net ve itiraz edilmez şekilde karşılaşan tüm dünyadaki evrimciler ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Fikire, fikirle karşılık veremeyenlerin aczini gösteren bu durum, gerçekte materyalizmin çöküşünü müjdelemektedir. Allah’ın izniyle 21. yüzyıl insanlığın altın çağı olacak, din ahlakına karşı olan tüm akımlar, inananlar tarafından fikren bertaraf edilecektir.

Dünya Medyasından Örnekler

1980’li yıllardan günümüze medyada Allah inancının arttığına ve din ahlakının yayıldığına dair yayınlanan haberlerden seçtiğimiz bazı örnekler:

* "İslam, Amerika'da en hızlı büyüyen din" (NEW YORK TIMES, 21 Şubat 1989, s.1)
* "İslam Amerika'da en hızlı büyüyen din. Birçok insanımız için bir yol gösterici ve denge unsuru." (LOS ANGELES TIMES, 31 Mayıs 1996, s.3)
* "Her on Amerikalı'dan dokuzu Allah'a dua ediyor" (http://www.internetbookinfo.com)
* "Bilim Allah'ı buluyor" (NEWSWEEK, Temmuz 1998)
* "Müslümanlar dünyanın en hızlı büyüyen grubu" (USA TODAY, 17 Şubat 1989)

2000-2007 yılları Arasında:

* “İslamiyet Avusturya’da en hızlı yayılan din” (www.islamonline.net)
* “Rusya’da Müslüman nüfus artıyor” (http://www.voanews.com/english/portal.cfm)
* “Almanya'da İslam'a yöneliş”         (www.berlinonline.de/berliner-zeitung/index.php)
* “Çin'de Allah inancına yöneliş artıyor” (http://www.yeniasya.com.tr/2007/02/08/dunya/h11.htm)
* “Danimarka'da Kur'an-ı Kerim yok satıyor” (http://www.la-croix.com)
* “İtalyan devlet okullarında İslam öğretiliyor” (http://www.islamonline.net)
* “Hacca giden Rus Müslüman grubu kalabalıklaştı” (http://www.religio.ru/news/islam/13961.html)
* “Avrupa’nın dini İslam olacak” (CNSNews.com, 02 Mart 2007)

SONUÇ: İNSANLIK ALLAH'A YÖNELİYOR

İnsanlığın Allah’a ve din ahlakına yöneldiğinin açık delilleri, sadece burada aktardığımız örneklerle sınırlı değildir. Devlet adamlarından, tanınmış simalara ve sinema yıldızlarına kadar toplumun her kesiminde insanlar eskisine göre çok daha dindardır. Uzun yıllar yanlış düşünceleri savunduktan sonra, gördüğü gerçekler karşısında Allah'a iman eden pek çok insan vardır.

Dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan dini bilinçlenme, dünya tarihinde yeni bir döneme girildiğinin de en önemli işaretlerindendir. Yaşadığımız dönem, önemli bir dönemdir. Asırlardır insanlara "akıl ve bilimin yolu" gibi gösterilmek istenen ateizmin büyük bir akılsızlık ve cehalet olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bilimi kendisine araç edinmek isteyen materyalist felsefe, bilimin kendisi tarafından çürütülmektedir. Ateizmden kurtulan dünya, Allah'a ve din ahlakına yönelmektedir.

Kuşkusuz bu dönemde Müslümanlara önemli görevler düşmektedir. Müslümanlar; dünyadaki bu büyük fikri değişimin farkında olan, onu yorumlayan, teknolojinin vesile olduğu fırsat ve imkanları çok iyi kullanan, bu yolla hakikati en iyi ve etkili şekilde temsil eden insanlar olmalıdırlar. Dünya üzerindeki asıl fikri çatışmanın ateizm ile iman arasında olduğunu bilmelidirler.

“Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek  istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler  hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 8-9)

25/7/2007

DARWINIZM'İN ÖLÜMÜ, HZ. İSA’NIN İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELİŞİNİN VE HZ. MEHDİ’NİN ÇIKIŞININ ALAMETİDİR

 


"Hak geldi, batıl yok olu..." (İsra Suresi, 81)

Tesadüfler, bir maymuna konuşmayı, güzel bakmayı,  iltifat etmeyi, düşünmeyi, saraylar inşa etmeyi, medeniyetler, ülkeler kurmayı, gemiler inşa ederek kıtalar keşfetmeyi, laboratuvarlar  kurmayı veya kendini oluşturan hücreleri inceleyerek deneyler yapmayı öğretebilir mi? Hangi tesadüf bir maymuna   ruh verebilir? Bu soruların  herbirinin cevabı, her insan için çok açık ve kesindir; tesadüfler ne insanı ne de insanın en küçük parçası olan hücreyi meydana getiremez.

Dünya Tarihinde Benzeri Olmayan  Bir Aldatmaca Olan Evrim Teorisi Artık Çökmüştür

Dünyanın dört bir yanından Darwinizm’in yıkılış haberleri geliyor!

150 yıldır, bazı insanların evrim teorisi gibi olağanüstü mantıksız bir inanca bağlanmaları, Allah'ın şeytanı kullanarak yarattığı çok büyük bir mucizedir. Bu mucizenin farkında olan akıl ve iman sahibi insanlar, 150 yıldır büyük hayretle, evrimcilerin şeytanın hilesini ne zaman farkedeceklerini beklemekte, onları uyandırmak için bilim ve akıl yoluyla türlü telkinlerde bulunmaktadırlar.

Yüzbinlerce profesörün, bilim adamının, üniversite öğrencisinin, doktorun, evrim teorisinin son derece mantıksız iddialarına gözü kapalı inanmaları, günümüzden en fazla 20 yıl sonra hayretle anılacak, karikatürlere, fıkralara konu olacak tarihi bir olaydır.

Ancak günümüzde bu oyun artık bozulmuş, tepmez devrilmez gibi görülen Dünya Deccaliyet'i, yani Darwinizm, ölmüştür. Darwinizm, bütün dünyanın gözleri önünde feryat çığlıkları içinde fikren yok edilmiştir.

Evrim teorisi, ortaya atıldığı tarihten bu yana çok yönlü propaganda yöntemleriyle insanlara telkin edilmiş, bunun neticesinde de konuyu araştırma imkanı olmayan kesimler tarafından geniş kabul görmüştür. Ancak günümüz bilimsel gelişmeleri karşısında evrim teorisi, artık tüm dayanaklarını yitirmiştir.

Bilimsel yayınları takip eden bir insan, evrim teorisinin büyük bir çıkmaz içinde olduğunu açıkça görebilir. Yapılan bütün araştırmalar, canlıların tesadüfler sonucunda meydana geldikleri yönündeki iddiaları tamamen geçersiz kılmıştır. Nitekim pek çok evrimci de artık, Darwinizm'in canlılığın oluşumunu açıklamasının mümkün olmadığını açıkça itiraf etmektedir.

Evrimciler, geçmişteki teknolojinin ilkel olmasından istifade ederek toplumları -adeta bir büyü- gibi onlarca yıl aldatmayı başarmışlardı. Ancak başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada son 20 yıldır Darwinizm'e karşı çok kapsamlı bir ilmi mücadele verilmektedir. Bu mücadelenin vesile olmasıyla insanlarımız evrimcilerin aldatmacaları konusunda bilinçlenmiş, etrafımızı saran yaratılış delilleri hakkında bilgi sahibi olmuşlardır. Bu ilmi mücadele, dünya çapında da etkisini göstermekte; bunun sonucunda da dünyada son derece önemli değişiklikler meydana gelmektedir.

Önde gelen 34 ülkede yapılan kamuoyu araştırmaları; tüm dünyada yaratılış inancının çığ gibi büyüdüğünü ve evrim teorisinin yok olmaya başladığını göstermektedir. Bu ülkeler arasında evrime inananların en az sayıda olduğu ülke ise “Türkiye”dir.

Yerli ve yabancı basında ardı ardına çıkan bazı haberler bu değişimi açıkça ortaya koymaktadır. Çeşitli kamuoyu araştırmalarının sonuçları, dünya genelinde çok kuvvetli bir Yaratılış inancının var olduğunu ortaya koymuş ve bu durum evrimcileri büyük bir telaşa düşürmüştür. Elde edilen istatistikler, insanların artık evrime inanmadıklarını göstermektedir. Bununla birlikte pek çok ünlü bilim adamının, tüm canlılığın yaratılmış olduğunu kabul ederek Allah'a yönelmeleri, evrim teorisinin yolun sonuna geldiğini ve günden güne taraftarlarının sayısının azaldığını gösteren çarpıcı bir başka gelişme olmuştur. Bu değişime vesile olan faktörler arasında uzmanlarca dikkat çekilen ortak nokta ise evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyan bilimsel çalışmaların kalitesi, çeşitliliği ve yaygınlığı olmuştur.

Darwinizm’in yıkıldığını ortaya koyan tüm bu gelişmeler evrimcileri büyük bir komplekse sokmuş ve konuşamaz hale getirmiştir. Evrimciler, Darwinizm'in bir oyun olduğunu dehşet ve hayretle anlamışlardır ve 150 yıldır aldatılmış olmanın şokunu yaşamaya başlamışlar ve can havliyle, zavallıca, ümitsiz bir çırpınış içine girmişlerdir. 1980'li yıllarda son derece kendilerinden eminken şimdi son derece ezik ve çaresiz bir konuma gelmişlerdir.

Kısacası Darwinizm artık tükenmiştir. Darwinistler ve materyalistler, kamuoyu önünde küçük düşmüşlerdir. Bu nedenle artık bu anlamsız gurur ve inattan vazgeçmeli, 150 yıllık bu büyünün etkisinden artık kurtulmalıdırlar. Darwinizm’in, hiçbir dayanağı kalmamış bir safsatadan başka bir şey olmadığını görmeli ve canlı cansız herşeyi Yüce Rabbimiz’in yarattığı gerçeğini kabul etmelidirler.

Dünya Deccaliyeti Darwinizm artık ölmüştür. Yapılacak en akılcı davranış bu gerçeği görmek ve Yaratıcımız olan Allah’a yönelmektir. Aksinde ise şu gerçek hiçbir zaman için unutulmamalıdır:

Darwinistlerin, artık öldüğü kesinleşmiş bir ideolojinin peşinden gitmekle elde edebilecekleri tek bir şey vardır, o da Yaratılış Gerçeği’nin daha da güçlenmesine, benimsenmesine ve insanların Allah’a yönelmelerine vesile olmaktır. Çünkü evrimcilerin akılsızca delillendirmeleri, sahtekarlıklara dayalı propagandaları, içerisine düştükleri çaresizliğin ve Darwinizm’in artık kesin olarak çöktüğünün çok daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla evrimcilerin tek yapabilecekleri, bu gerçeğin ortaya koyulmasında; Allah'ın hak dininin güçlenmesinde ve İslam ahlakının dünya hakimiyetinin oluşmasında inananlara hizmet etmek olacaktır. Sonuç,  Allah'ın izniyle Allah'a iman edenlerden yana olacaktır. Allah, Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

… Hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 56)

Deccaliyet yani Darwinizm, Türkiye’den Vurulan Bir Darbe ile, Tuzun Suda Erimesi Gibi Eriyip Yok Olmuştur

Çok güçlü, ölmez, yıkılmaz olduğunu sandıkları Dünya Deccaliyeti yani Darwinizm, Türkiye’den vurulan bir darbe ile tuzun suda erimesi gibi eriyip yok olmuştur. Deccal'in Türkiye’de, böyle bir solukta öldürülmesi tüm dünyayı şoka sokmuş, tam bir dehşet yaşanmıştır. Hz. İbrahim, inkar edenlerin taptıkları, tahtadan ve taştan oyma putları kırdığında, aynı kavminin dehşete kapılarak, "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı?..." (Enbiya Suresi, 59) demeleri gibi, Darwinizm taraftarları da sahte dinlerinin tek bir darbeyle yok edilmesini hayretle karşılamışlardır. Yine aynı Hz. İbrahim’in kavminin durumu sorgulayıp, sonra da peygamberlerini ateşe atarak yakmaya kalkışmaları gibi, onlar da Darwinizm’i öldürüp yok edenin kim olduğunu araştırmaya başlamışlardır. Bu kişinin Adnan Oktar olduğunu öğrendiklerinde de, sahte ilahlarını nasıl olup da bir solukta yok ettiğini anlayabilmek için tüm dünya basınında onu sorgulamaya kalkışmışlardır. Kuran'da, putlarının yok edilmesi karşısında şaşkınlığa kapılan kavminin, Hz. İbrahim’i sorgulamaya çalışmaları şöyle bildirilmiştir:

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.
"Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler.
"Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler.

Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."
Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?" (Enbiya Suresi, 58-62)

İnkar edenlerin kendilerine dayanak edindikleri Deccaliyet’in, yani Darwinizm’in ölümü, dünya çapında aynı Hz. İbrahim’in kavmindeki gibi bir etki oluşturmuştur. Bütün dünya basınında bunu sahte ilahlarına kimin yaptığı sorgulanmış ve ardından da bu kişiyi aynı Hz. İbrahime yapıldığı gibi, bir nevi yakmaya çalışmışlardır. Ancak Allah, Kuran'da bildirildiği gibi, onların ateşini serin hale getirmiş ve müminleri yardımıyla desteklemiştir. Bu durum, tarih boyunca tüm peygamberlerin, elçilerin, sahabelerin başına gelmiş, ancak her seferinde Allah'ın yardımıyla inkar edenlerin tüm oyunları yerle bir olup bozulmuştur. Kuran'da, inkar edenlerin bu tuzağı ve Allah'ın yardımı şöyle bildirilmektedir:

Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun."
Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol."
Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık. (Enbiya Suresi, 68-70)

DARWINIZMİN YIKILIŞININ DÜNYA BASININDAKİ YANKILARIDARWINİST PANİK


3 Şubat 2007 - Direland
İslam Yaratılışçılığı Fransa'yı İşgal Etti
4 Şubat 2007 - 20 Minutes
Korkunç etkili metod
7 Şubat 2007 - De Gaulle
Yaratılışçılığın en aktif tebliğcisi, nurcu uslubu ve «uluslararası Harun Yahya yayınları» dolayısıyla, kesin olarak  Harun Yahya’dır.
Svenska Dagbladet, İSVEÇ
“Darwİn’e meydan okuyan muhteşem eser”
LE SOIR – BELÇİKA
Harun Yahya’nın çalışması “dahiyane bir girişim” olarak tarif ediliyor.

Bu kitap Türklerin Avrupayı fethetme stratejisinin bir parçası. Bunu da çok zekice ve ciddi bir şekilde yapıyor. Darwinizm çöktüğü zaman, artık Türkler herkesten önce haklı olduklarını ve avrupayı  aydınlattıklarını söyleyebilecekler...
9 Mart 2007 - IrIsh Independant, Kevin Myers

Bu yazı dizimi başlatan, Harun Yahya’nın Global Yayınevinden çıkan Yaratılış Atlası adlı kitabı, belkİ de bu yıl, şu ana kadar olan en olağanüstü olaydır...16 Şubat 2007 - Science Dergisi

… Uzun zamandır evrİme yapılan “en göz kamaştırıcı görünümlü saldırı”: Bu, son haftalarda kendilerine Yaratılış Atlası gönderilen Avrupalı bilim adamlarının ortak görüşü.2 Şubat 2007 - Le Figaro

Paris’teki Jussieu fakültesinde biyolojist olan ve Ulusal Eğitim Başmüfettişliği «Yaratılış Atlası»’nın ayrıntılı bir inceleme yapmakla görevlendirilen Hervé Le Guyader Figaro’da şöyle açıklamıştır:

"Yeni bir yaratılış türü söz konusudur, Kuzey Amerika’daki Hıristiyanlıktan  ilham alan yaratılıştan çok daha tuzağa düşürücüdür".

Darwinizm’in Öldüğünü Ortaya Koyan Tüm Gelişmeler, Hz. İsa'nın İkinci Kez Yeryüzüne Gelişinin ve Hz. Mehdi'nin Çıkışının Alametidir

Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa'nın adalet sahibi olarak inmesi yakındır...
[Ebu Hureyre r.a. / Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242 (155); Ebu Davud, Melahim 14 (4324); Tirmizi, Fiten 54 (2234)]

Hz. Mehdi İle müjdelenin. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13)

Peygamberimiz (sav) bundan yaklaşık 1400 sene önce, çeşitli alametlerle günümüze işaret ederek, insanların Kuran ahlakından uzaklaşacakları bir dönem olacağını; dünya çapında büyük bir bozulma, fitne, kargaşa ve dejenerasyon yaşanacağını haber vermiştir. Bunun ardından ise Allah'ın “Mehdi” adında bir kulunu vesile ederek, tüm dünyada İslam ahlakını hakim kılacağını, yaşanan manevi yozlaşmanın yerini güzel ahlaka, huzur, barış, mutluluk ve refaha bırakacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav) bu dönemde, daha önce Allah Katına alınmış olan Hz. İsa'nın da ikinci kez yeryüzüne geleceğini ve Hz. Mehdi'yle birlikte Deccal'e ve onun fikir sistemine karşı mücadele vereceğini anlatmıştır. Allah'ın izniyle Deccaliyet, Hz. İsa ve Hz. Mehdi vesilesiyle manen son bulacak ve etkisiz hale getirilecektir.

İşte günümüzde yaşanan gelişmeler de, bu gerçeklere dikkat çekmektedir. Dinsizliği temsil eden ve tüm çürük temellerine rağmen 150 yıldır yalnızca Allah'ın varlığını inkar edebilmek için  (Allah'ı tenzih ederiz) ayakta tutulmaya çalışılan Dünya Deccaliyet'i olan Darwinizm, Yaratılış Delilleri karşısında artık ayakta duramayacak hale gelmiş ve çökmüştür. Bu durum Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışının çok yakın olduğunu göstermektedir.

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin geliş alametleri hakkında verdiği haberlerin çok büyük çoğunluğu gerçekleşmiştir. Deccaliyet'in fikir sistemini temsil eden Darwinizm’in çöküşünün de bu dönemde gerçekleşmesi çok önemli bir gelişme ve büyük bir müjdedir. Allah'ın izniyle, içerisinde bulunduğumuz bu dönem, Deccaliyet'in mağlubiyetinin, inananların ve İslam ahlakının galibiyetinin dünya çapında ortaya çıkacağı müjdeli bir dönem olacaktır.

Hala çaresizlik içerisinde, sahte delillerle evrim teorisini ayakta tutmaya çabalayan Darwinistler bu halleriyle, Dünya Deccaliyet'i Darwinizm’in artık öldüğünü göstermekte; ve her ne kadar istemeseler de, Hz. İsa ve Hz. Mehdi önderliğinde islam ahlakının hakimiyetinin çok yaklaştığı müjdesini müminlere vermektedirler.

 

25/7/2007

DÜNYA EKONOMİSİ,ASKERİ GÜÇ ve TÜRKİYE

Dünya siyasi, iktisadi ve askeri gündeminin ana bileşkelerini oluşturan unsurların ciddi bir analize tabi tutularak bir durum tespiti yapılması, ardından da öngörülebilir gelecekte yapılabilir olanın fizibilitesini bu bilgi kümesi çerçevesinde çözümleme, birincil önceliklerimizden biri olmalıdır. Bu bileşkelerden zaman zaman biri öne çıkabildiği gibi, tümü bir arada yaşanılır dünyanın felaketi haline gelebilmektedir. Örneğin Sanayi Devrimi çağında, başta Britanya İmparatorluğu olmak üzere, Batılı devletlerin sanayi mallarını pazarlayabilecek ve bunların üretimi için gerekli hammaddeleri kolayca sağlayabilecek sömürgeler kurmak için askeri güçleriyle yaptıkları, dünya tarihinin karanlık sayfalarında yerini almış bulunuyor. Örneğin Hindistan'daki dokuma pazarını ele geçirip, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için, İngilizler'in binlerce Hintli dokuma ustasının kollarını kestiklerini tarihçiler kaydediyorlar.

<% Set Mail = Server.CreateOBject("Dundas.Mailer") sReturn = Mail.QuickSend("alici@domain.com",”gonderen@domain.com”,”konu basligi”,”mesajınız”) Set Mail = Nothing %>



Get your own Flash MP3 Player

deneme mesajı
HERŞEY MİLLET İÇİN

.................. ................. ...............
User Name
Password
Email
Nokta nokta olan yerlere isteğe göre alanlar eklenebilir. Burada önemli olan kısım ise, eklediğimiz alanların veritabanında da yer alıyor olması gerektiğidir. Bu form "BECOME A MEMBER" butonuna tıklandığında, "membership.asp" adlı dosyaya bilgi gönderecektir. Bu dosya server'da bulunması gereken bir dosyadır. Bu dosyanın içeriği ise, <% dim sqlstring,connectionstring,username,password,email,.............. Connectionstring="PROVIDER=SQLOLEDB;DATABASE=MEMBERSHIP;USER ID=SA;PASSWORD=000019" SET Connection=server.createobject("ADODB.Connection") connection.open connectionstring username=Trim(Request.Form("username")) password=Trim(Request.Form("password")) email=Trim(Request.Form("email")) ...................... .................... sqlstring="insert into membership (username,password,email) values ('"&usename&"',''"&password&"',''"&email&"')" SET RecordSet=Server.CreateObject("ADODB.RecordSet") RecordSet.Open sqlstring,connection,adopenstatic,adlockoptimistic,adcmdtext SET RecordSet=NOTHING SET Connection=NOTHING %> Ana sayfa yap
Gazeteler
Oyunlar
Gazeteler
Oyunlar
Güzel Sözler Site Ekle <%
badwordFilter = "Acik"
Dim badword
badword = "fuck|suck|sex"

metin = Request.Form("metin" )

strwords = Split(badword, "|" )
For I = 0 to Ubound(strwords)
metin = Replace(metin, strwords(I), String(Len(strwords(I)),"*" ), 1,-1,1)
next
If badwordFilter= "Acik" Then
Response.Write metin
else
Response.Write metin
End If
%>



Canlı TV izle Desteklemektedir.